Yaşanan iç ve dış siyasi krizler, zaten kırılgan haldeki Türkiye ekonomisinin durumunu iyice ağırlaştırıyor. 19 Mart İmamoğlu kararı, İran savaşı, son olarak da mutlak butlan kararı, ekonomik dengelerin iyice bozulmasına neden oldu.
Erdal Sağlam
(ANKARA) – Yaşanan iç ve dış siyasi krizler, zaten kırılgan haldeki Türkiye ekonomisinin durumunu iyice ağırlaştırıyor. 19 Mart İmamoğlu kararı, İran savaşı, son olarak da mutlak butlan kararı, ekonomik dengelerin iyice bozulmasına neden oldu.
CHP ile ilgili perşembe günü açıklanan mutlak butlan kararı, siyaset ve ekonomiye bomba gibi düştü. Bayram tatili öncesi, piyasalar fazla etkilenmesin diye tarihin planlandığı anlaşılan karar, yine de piyasaları ağır biçimde vurdu.
Karar sonrası, son iki günde döviz rezervinde 15 milyar dolar civarında bir erime yaşandı. Perşembe, açıklama sonrası borsa çöktü, tahvil başta olmak üzere faizler arttı, Türkiye’nin risk primi CDS önemli ölçüde yükseldi.
Cuma sabahı toplantı yapan ekonomi yönetimi, attığı adımlarla tepkiyi yumuşatmaya çalıştı. Hisse senedi piyasalarında düzeltme yaşanırken, tahvil faizlerinin azaldığı, CDS’lerin de eski düzeyine olmasa da düştüğü görüldü.
Piyasacılar, “mutlak butlan kararının etkisini düşük göstermek için, Merkez Bankası, kamu bankaları ve Varlık Fonu yönetimlerinin birlikte hareket edip durumu yumuşatmaya çalıştıklarını” söyledi. Varlık Fonu ve kamu bankalarının alımlarıyla hisse senedi fiyatlarının biraz yükseltildiği, eurobond alımı yapılarak CDS’lerde bir miktar düzeltme sağlandığı belirtiliyor.
Bu nedenle mutlak butlan kararının toplam maliyeti 15 milyar gibi gözükse de kamu bankaları ve varlık fonu müdahaleleriyle, bu olayın kamuya faturasının aslında daha büyük olduğu açık.
REZERV DÜŞTÜ- FAİZ ARTIŞI KAPIDA
19 Mart krizinde rezervlerde meydana gelen düşüş 60 milyar dolar olurken, İran savaşı nedeniyle meydana gelen erime 46 milyar doları bulmuştu. İran savaşı ardından 46 milyar dolarlık rezerv kaybının 24 milyar doları geri gelmişti.
Mutlak butlan kararı çıktığında, piyasa oyuncuları rezerv faturasının 20-25 milyar dolarda kalmasını bekliyorlardı. Pazartesi günü Londra ve Newyork piyasaları, resmi tatiller nedeniyle kapalı olacak. Bayram tatili ardından piyasalar açıldığında bir miktar daha satışla, erimenin 20 milyar doları aşması bekleniyor.
Etkinin bu kez az olmasının nedeni olarak, hem içerideki yabancı paranın daha azalmış olması hem de bir süredir piyasaların alıştırılmasının rol oynadığı söyleniyor.
Bu kararın etkisinin sadece döviz rezervinde erime ya da kamu bankalarının kayıplarıyla sınırlı kalmayacağı da açık. Bu kararın ardından yabancı banka raporlarında, Haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında Merkez Bankası’nın faizleri 3 puan artıracağı beklentisinin arttığını gözlemledik.
Kısacası, “Mayıs ayı enflasyon rakamı ve rezervlerdeki son erimenin, Merkez Bankası’nı, faizleri artırmak zorunda bırakacağı” anlaşılıyor. Aksi halde dövize talebin artmasından çekinildiğini söyleyebiliriz.
Bununla birlikte, mutlak butlan kararıyla, rezervleri artırmak için, İstanbul Finans merkezinin büyütülmesi adına planlanan önlemlerin de artık sonuçsuz kalacağı anlaşılıyor. Kimsenin böyle bir karardan sonra güvenip de şirket merkezini Türkiye’ye taşımak istemeyeceği açık. Açıklanan önlemlerden, sadece varlık barışından bir miktar giriş olabileceği, onun da siyasi iktidarın zorlamasıyla mümkün olabileceği konuşuluyor.
FATURA YİNE VATANDAŞA VE KOBİ’LERE
Bu arada Merkez Bankası yönetimi hafta sonunda aldığı önlemlerle, zaten sınırlı olan tüketici kredisi ve diğer kredilerdeki artış oranlarını iyice daralttı. Büyük sıkıntı içindeki KOBİ’lerin kullanabileceği kredilerdeki artışlar bile daraltıldı. Bunun yanında vatandaşın kredili mevduat kullanımlarındaki artış oranı da yüzde 2’den 1’e indirildi. Buna ek olarak, kredili mevduatta sınır aşıldığı takdirde, aşılan kısım kadar zorunlu karşılığın bloke edileceği belirtildi.
Bu kararların, bir yandan döviz talebi yaratacak TL kredi kullanımlarını azaltmak, öte yandan iç talebi iyice kısmak amacıyla alındığı anlaşılıyor. Yani mutlak butlanın yaratacağı panik nedeniyle dengelerdeki yaşanabilecek bozulmayı Merkez Bankası frenlemeye çalışacak.
Özetle; siyasi krizlerin faturası bir kez daha üreticiye ve dar gelirli kesime çıkarılmış olacak. Vatandaşın zorunlu harcamalarını bile kredili mevduatla karşılaması zorlaştırılacak, KOBİ’ler başta olmak üzere üreticilerin kaynak sıkıntısı daha da büyüyecek.
Üstüste gelen siyasi krizler, iktidarın ekonomideki tablonun bozulduğu, yoksulluğun arttığı gerçeğine rağmen, siyasi kaygılarla alınan yargı kararlarına devam edeceğini gösteriyor. Artık toplumsal rıza üretemeyen, seçimleri kazanacağı konusunda kendine güvenemeyen iktidarın, ekonomiyi düşünmeden, rakiplerini zayıflatma hamlelerini sürdürmesi bekleniyor. Siyasi ve ekonomik tablonun daha da ağırlaşması kaçınılmaz gözüküyor.
Mardin Bülten, Mezopotamya’nın kadim topraklarından yükselen güncel ve güvenilir haberleri okuyucularıyla buluşturan bir haber platformudur. Yerel gelişmelerden kültür ve sosyal yaşama, önemli duyurulardan bölgesel gündeme kadar Mardin’e dair merak edilen konuları tarafsız ve hızlı bir şekilde sunarak Mezopotamya’dan güvenilir haberin adresi olmayı hedefler.
Yorum Yap